ÜLKEMİZDE CİNSEL İSTİSMAR

541684_cover

Türkiye, içinde pek çok milletten insanı barındıran, yüzyıllar boyunca adeta bir kültür mozaiği haline gelmiş bir ülkedir. Çok güzel geleneklerimizin olduğunu ve çoğunu hala yaşatan pek çok vatandaşın da olduğunu söylememiz mümkün. Fakat ne yazık ki, Türkiye’de yıllar içerisinde kötüye giden birşeyler de var. İşte bunlardan en önemlisi kayıtlara yansıyan cinsel suçlara ilişkin rakamlar…
( Burada yer alan rakamlar yaklaşık olarak kabul edilen rakamlardır.)

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı rakamlara göre 2006 dan 2015 yılına kadarki dönemde, cinsel taciz uçlamasıyla açılan dava sayısı %400 lük bir artış göstermiş durumda. Daha da vahim olarak, çocukların cinsel istismarına yönelik açılan dava sayısı yaklaşık olarak %700 artış göstermiş durumda. ( Burada şunu da belirtmek gerekir ki, geçmiş yıllarda pek çok sebepten ötürü cinsel suçların büyük çoğunluğu adli mercilere bildirilmiyordu.)

Yapılan araştırmalara göre ülkemizde kadınların %93 ü hayatları boyunca en az bir kez cinsel tacize uğruyor. Cinsel saldırıya uğrayanların oranı ise %41. Yani neredeyse ülkemizdeki her kadın cinsel tacize maruz kalıyor ve her 3 kadından 1 i cinsel saldırıya uğruyor.

Tecavüz ile ilgili rakamlar ise gerçekten insanın kanını donduracak cinsten… Tecavüzcülerin çoğu daha önce başka suçlardan kaydı olan ve %8 i de daha önce cinsel suçlardan sabıkası olan kişiler. 2016 yılında tecavüzcülerin sadece %43ü tutuklanırken, %25 i serbest bırakıldı. Tecavüzcülerin %12sini kadınların ayrılmak istedikleri ya da ayrıldıkları eşleri/sevgilileri oluşturuyor, bir diğer %12 lik kısımda ise kadınların hizmet almak için başvurdukları kişilerin tecavüzü yer alıyor. Yine 2016 yılında %80 i yabancı uyruklu kadınlardan oluşmak üzere 240 kadın seks işçiliği yapmaya zorlandı.
Türkiye’de evlilik içi tecavüz hala tam olarak kabul görmemiş bir kavram olmakla beraber oldukça da yaygın. Çoğu durumda devlet görevlileri ve sağlık personelleri tarafından dahi, “kadının görevi” olarak görülen cinsel birleşmeye dair şikayetine bir sonuç bulabilen kadın sayısı ne yazık ki çok az.
Ülkemizde işlenen cinsel suçların büyük çoğunluğu okul, kurs, vakıf gibi 18 yaş altı çocukların bulunduğu ortamlarda yaşanıyor. Bunları sırasıyla çalışma ortamı, ıssız mekanlar ve yaşanılan ev ortamı izliyor. Buradan da anlaşılacağı üzere ülkemizde çocuğun cinsel istismarına dair rakamlar oldukça yüksek.

Türkiye çocuğun cinsel istismarı açısından DÜNYADA 3. SIRADADIR. Bu gerçekten de söylemesi, yazması, okuması utanç verici olan bir bilgi. Ne yazık ki ülkemizde yaşanan cinsel suçların yaklaşık olarak %65 nin kurbanı çocuklar. Bunların da %70 i 11 yaş altı ergenlik öncesi çocuklar. Ayrıca söz konusu çocuklar olduğunda cinsiyet de fark etmiyor. Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaklaşık olarak %60ı kız, %40 da erkek.

* Her 3 çocuktan biri cinsel istismar mağduru! Her 4 saatte 1 çocuk cinsel istismara maruz kalıyor! İstismarcıların %85’i çocuğun tanıdığı birisi!

Çocuğa yönelik cinsel istismar vakalarının sadece %15 inin, ensest vakalarının ise sadece %10 kadarının adli mercilere intikal ettiği kabul ediliyor.

Kadınların da %89 gibi büyük bir çoğunluğu yaşadıkları cinsel suçu bildirmiyor ve şikayetçi olmuyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Türkiye’de hukuk sistemine karşı duyulan güvensizlik…

Kanunlarda yapılan düzenlemeler cinsel suç faillerine karşı verilen cezai yaptırımları artırmış olsa da ne yazık ki pratikte pek çok dava istenilen şekilde sonuçlanamıyor. Cinsel suç faili serbest bırakılıyor, cezası para cezasına çeviriliyor, hatta bazı durumlarda ceza bile almıyor. Kanunda cezai yaptırımlar açıkça belirtilmiş olmasına rağmen durumun böyle olmasının en önemli nedeni, cinsel taciz ve saldırı suçuna ispat şartı aranması. Sadece mağdur şikayetinin ne derece yeterli görülebileceği ise günümüzde sıkça tartışılan konular arasında.

Ülkemizde yanlış bilinen bilgiler, geleneksel bakış açıları gibi nedenlerle hala cinsel suçlara karşı bütünleşik bir tavır alınılabilmiş değil. Namus cinayetlerinin bile hala yaşandığı ülkemizde, yaşanılan cinsel suçtan kadını sorumlu tutan zihniyete sahip insanlar hala var.
“O saatte orada ne işi varmış, demek ki o da istemiş.”
“Bu kılıkta sokağa çıkıyor tecavüz edilince ağlıyor.”
“Ya benimsin ya kara toprağın.”
“On beşinde kız ya erde gerek ya yerde.” gibi mantığın kabul etmeyeceği düşünceler ülkemizde yaygın durumda.

Bunlar ülkemizin gerçeği diyerek bu sorunlara çözüm bulamayız. Yukarıda okuduğunuz rakamlardan biri siz olabilirsiniz, çocuğunuz, sevdikleriniz, yakınlarınız olabilir.
İnsanlıkdışı olarak kabul etmemiz gereken bu suçlara karşı birlikte hareket etmeliyiz.

Yorum yazın