ERKEKLERE YÖNELİK CİNSEL İSTİSMAR

pedofili bir hastalık mıdır bir suç mudur

Cinsel istismar denildiği zaman çoğumuzun aklına önce kadınlar ve çocuklar gelir değil mi? Ne garip, zor anlarda ilk kurtarılması gerekenleri belki de en savunmasız alanlarında yakalıyor hayat…

Cinsel istismar bir kadına, çocuğa olabileceği gibi bir erkeğe ve hatta bir hayvana dahi olabilir.

Erkeklere yönelik cinsel istismar denilince, çoğunlukla bir tecavüzden bahsetmek mümkündür. Sözlü ya da teşhirci istismarlarda, özellikle yetişkin erkekten olumsuz ve şiddete yönelik bir karşılık alınabileceği endişesi vardır. Bu nedenle yetişkin erkeklerin istismarı, daha hazırlıklı olarak gerçekleştirilen bir tecavüz vakası olarak karşımıza çıkar.

Sözlü ve teşhirci istismarlar, cinsel birleşme olmadan yapılan rızasız dokunma, okşama, sürtünme gibi durumlar genellikle ergenlik öncesi erkek çocuklara karşı gerçekleştirilmektedir.

İstismarın bu sınıfı toplum içerisinde belki de en fazla saklanan , göz ardı edilen ve bilinmek istenmeyen sınıfı olsa da, unutmamalıyız ki bugün istismara uğrayan bir erkek çocuğu, gelecekte çok önemli psikolojik sorunları olan potansiyel bir istismarcıya dönüşebilir. Nitekim yapılan araştırmalar ortaya koymuştur ki, rakamlar farklılık gösterse de, bugün cinsel istismar suçlusu olan bireylerin büyük bir çoğunluğu, çocukluk ya da gençlik dönemlerinde cinsel istismara maruz kalmıştır. Bunların da ciddi bir çoğunluğunu erkekler oluşturmaktadır.

Toplumdan topluma farlılık göstermekle birlikte , özellikle Türk toplumunda bir erkeğin cinsel istismara maruz kalması, onu, mağdur olan ve hakkı savunulması gereken sınıfa değil de, utanması, saklaması/saklanılması gereken bir sınıfa koymaktadır. Çoğu vakada hasarın fiziksel boyutundan ziyade piskolojik boyutu önem kazanır.

Göteborg Üniversitesi’nden Hans Knutagard konuya farklı bir bakış açısı getirerek, öncelik bakmamız gereken adresin erillik bilinci olduğunu şu sözlerle belirtmiştir : “Erkeklere yönelik tecavüzü anlayabilmek için; erkek üstünlüğü, erkeklerin yaralanmayacağı ve heteroseksizm kavramlarını anlamamız gerekiyor. Erkekleri yara görmeyen, üstün, sağlamlığı sorgulanmayan, kendisini ve çevresini savunmakla mükellef olarak gördüğümüz zaman; erkeklerin de cinsel istismar mağduru olabileceği gerçeğini göremeyiz.”

Tecavüz vakalarının sıklıkla yatılı okul, vakıf, hapishane,kışla gibi pek çok erkek bireyin bir arada bulunduğu ve kapalı sınırları olan alanlarda gerçekleştiğini görüyoruz. Bu tip ortamlarda “daha saldırgan” olan birey, “daha savunmasız” durumda olan mağduru cinsel birleşmeye zorlar.

Kadınlar tarafından cinsel istismara maruz kalan erkeklere dair örnek vakalar yaşanmış olsa da bu durum istatistiki olarak çok az bir yüzdeyi oluşturmaktadır. Yine de, erkek üzerinde düşünsel ve yaptırımsal baskı kurmak gibi amaçlarda, erkeğin cinselliğine yönelik (genellikle performans eleştirileri ağırlıklı olarak yapılan) yıkıcı eleştiriler de bir çeşit cinsel istismar sayılabilir. Erkek çocukların bakımından, eğitiminden ya da gözetiminden sorumlu olan kadınların da cinsel istismarda bulunabileceği gerçeğini unutmayalım.

Cinsel istismar vakalarının mağduru bir erkek olduğu zaman, genellikle erkek çocuklarına karşı yapılan istismarlar karşımıza çıksa da, yetişkin erkekler arasında da bu tip vakaların sıklıkla yaşandığını belirtmeliyiz. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, ABD’de her yıl yaklaşık olarak 140 bin mahkum erkek tecavüze uğruyor.

Ülkemizde ne yazık ki “oğlancılık” adı altında çok geçmiş zamanlara kadar dayanan ve günümüzde de süren bir kavram var. Burada ayrım noktası sayılabilecek olan husus, erkeklere karşı cinsel istek duymak biyolojik kaynaklı bir tercih olabileceği gibi, ruhsal bir bozukluk olarak da karşımıza çıkabilir. Ayrıca “cinsel objenin” reşit bir erkek olması ya da çocuk sayılacak yaşta olması da olayı çok farklı boyutlara taşımaktadır.

Knutagard’ın da dediği gibi, bu sorunların aşılabilmesi için, öncelikle toplumda “erkeklik, erillik” gibi kavramların yeniden ele alınması ve bu kavramlar üzerindeki baskının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Çok normal olarak bir erkek de savunmasız olabilir, istismara maruz kalabilir. Bunu dışlanma, kabul görmeme, etiketlenme gibi korkularla saklamak, istismara maruz kalan erkeğe belki de istismardan daha fazla zarar verebilir. Toplum olarak bu konulardaki görüşlerimizi değiştirmeli ve bakış açımızı esnetmeliyiz.

Yorum yazın