ÇOCUK GELİN YOKTUR

girl-1026235

Kurulduğu yıl olan 1990 yılından itibaren Türkiye’nin de imzasının bulunduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye göre, “çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, 18 yaşına kadar her insan çocuk kabul edilir”. (Amerika Birleşik Devletleri’nin imzası bulunmayan bu sözleşmeye 193 ülke katılım göstermiştir.) Buna göre 18 yaşın altında evlendirilen kız çocuklarına “çocuk gelin” denilmektedir.

Az gelişmiş ülkelerde daha sık görülmekle beraber ne yazık ki ülkemizin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde de hala çocuk evlilikleri görülmektedir. Bu evliliklerin yasal bir temeli olmasa yaşanılan çevreye göre kültürel bir değeri olduğunu söyleyebiliriz.

Çocuk evliliklerinin nedenleri;

Çocukların erken yaşta evlendirilmelerinin her toplum için en temel nedeni eğitimsizliktir. Eğitim düzeyinin düşük olduğu toplumlarda daha fazla çocuk evlilikleri görülür. İlk ve orta öğretim ülkemizde ve çoğu ülkede zorunlu olmasına rağmen, bu zorunluluğa uymayan ailelerin sayısı bir hayli fazladır. Bu durum özellikle toplumumuzun bazı kesimleri için büyük bir sorundur. Çoğu ailede eğitim, geleneklerin uygulanmasından daha önemsizdir.

Töreler, gelenek görenek, aşiret kuralları gibi toplumun bazı kesimlerinde tüm yaşamı etkisi altına alan kurallar, çoğu durumda medeni kanunların önüne geçebilmektedir. Yasalar tarafından suç olarak kabul edildiği bilinse bile, alıştıkları düzen gereği çocuklarını erken yaşta evlendiren aileler vardır. “On beşinde kız ya erde gerek ya yerde” zihniyetiyle, “namuslarına leke gelmemesi” için kız çocukları erken yaşta evlendirilebilmektedir. Ayrıca beşik kertmesi, başlık parası, kan bedeli gibi uygulamarın da ülkemizde hala devam ettiğini söylemek mümkün. Kız çocuklarının bir obje gibi görüldüğü, bir anlaşma hediyesi veya bedel olarak sunulduğu bu gibi zihniyetlerin artık tamamen unutulması gerekmektedir.

Dini bilgilerin farkı yorumları sonucunda kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi sevap olarak görülebilmektedir. Gittiği yerde kocasına daha iyi alışır gibi bir mantıkla küçük yaşta koca evine gönderilen kız çocuğu için iyi bir şey yapıldığı düşünülmektedir. Dışarıdan gelebilecek taciz tecavüz gibi tehlikelere karşı korunmaya muhtaç olan kız çocuklarının, evlendirilerek korunmuş olduklarını düşünürler.Kızların erken yaşta evlendirilmesinin dini açıdan da kabul görülen bir açıklaması yoktur. Dini bilgilerin yanlış yorumlanması ülkemizde en çok çocuk gelin sorunu için karşımıza çıkmaktadır.Yardıma ve bakıma muhtaç olan çocukların, yasal çerçeve içerisinde uygun şartlar sağlanıyorsa, velayetleri alabilir, fakat bu sebeple bir evlilik olamaz.

Erken yaşta kız çocuklarının evlendirilmesinde bir diğer neden de ekonomik sıkıntılardır. Geçim darlığı çeken aileler, başlık parası karşılığında henüz çok küçük yaştaki çocuklarını evlendirebilmektedirler. Bu durum için sunulabilecek çözüm önerilerinden en önemlisi ise, aile planlamasıdır. Maddi durumun sıkıntıya gireceği bilindiği halde ” Allah rızkını verir” düşüncesiyle çok sayısı çocuk dünyaya getirmek büyük ve ne yazık ki yaygın bir hatadır.

Aile içi geçimsizlik, şiddet, üvey anne/baba varlığı gibi durumlar da çocukların erken yaşta evlendirilmelerine neden olabilmektedir. Eğer aile içinde bu gibi durumlar varsa, “çocuk evlensin, kendini kurtarsın” demek yerine, devletlerin sosyal hizmet birimlerinden yardım alınabilir.

Çocuk evliliklerinin bir diğer nedeni de, çocuğun cinsel saldırıya veya tecavüze maruz kalmış olmasıdır. Bu durum zaten çocuk için atlatılması zor bir travma olurken, bir de çocuğu tecavüzcüsü ile evlendirmek, onunla aynı evde yaşayıp tekrar cinsel birliktelik yaşamaya zorlamak ÇOK BÜYÜK BİR İNSANLIK SUÇUDUR. Çocuk evliliklerinin en trajik hali budur. “Namusun temizlenmesi” için tecavüzcüsüyle evlendirilen çocuğun ailesine göre bu, yapılması zorunlu olan bir evliliktir. Bu akıl almaz düşüncenin de ardında yine eğitimsizlik ve töreler yatar.

Erken yaşta evliliklerin ülkemizde en sık yaşandığı bölgeler Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’dir. Devletin bu bölgelerdeki eğitim düzeyini iyileştirmesi, ve yerleşik hale gelmiş yanlış bilgilerin değiştirilmesi için çalışmalar başlatması gerekmektedir.

Ülkemizde ve Dünyada Çocuk Gelin İstatistikleri

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre Türkiye’de 15-18 yaş aralığındaki kız çocuklarının evlendirilme oranı % 15 civarındadır. Fakat bu yüzdenin gerçeği yansıtmadığını söyleyebiliriz. Nitekim çocuk evliliklerin çok az bir kısmı hakim kararıyla yasal olarak kabul edilmiş durumdadır. Yasal bir geçerliliği olmayan pek çok çocuk evliliği vardır ve bunlar da araştırmaya dahil edildiğinde ortaya çıkan rakamlar çok daha yüksek olacaktır. Ayrıca bunların da bir kısmını 15 yaşın altında evlendirilen çocukların oluşturduğunu unutmayalım.

Dünyaya baktığımızda genel olarak gelişmişlik düzeyi ile çocuk evliliklerinin ters orantılı olduğunu görüyoruz. İngiltere %1.7, Almanya %1.2 gibi oranlara sahipken Afganistan’da %53, Nijerya’da %62 gibi oranlar hakimdir.

Hazırlanan pek çok rapora göre Avrupa’da çocuk evliliklerinin en çok görüldüğü ülke olarak Türkiye kabul edilmektedir. Bu ülkemiz için büyük bir utanç tablosu olarak değerlendirilmeli ve çocuk evliliklerine karşı kapsamlı bir engelleme çalışması yürütülmelidir.

Ülkemizde Erken Yaşta Evliliğin Yasal Zemini

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne attığımız imza gereği ülkemizde de 18 yaşın altındaki bireyler “çouk” olarak değerlendirilmektedir. Uluslararası sözleşmeler ülkelerin iç kanunlarından üstün kabul edilmesine karşın, sözleşmede yer alan “çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç” ibaresi , uygulamada bazı yasal değişikliklikler yapılabilmesinin önünü açmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 2001 yılı düzenlemesine göre, “olağan üstü durumlar ve çok önemli bir sebeple 16 yaşını dolduran kadın ve erkek evlenebilir.” (mad. 124) Yani yasalar önünde hala çocuk kabul edilmekle birlikte, 16 yaşını dolduran çocuklar yasaların öngördüğü şekilde evlenme izni alabilir. Bunun için belirtildiği üzere olağan üstü şartlar gereklidir. Bu olağan üstü şartların neler olabileceği belirtilmemiş olmakla birlikte, mahkeme karar aşamasında çocuğun anne babasını da dinlemek isteyecektir.

Türk Ceza Kanunu’nun 2004 yılı düzenlemesine göre ” cebir, tehdit ve hile olmaksızın, 15 yaşını bitirmiş durumda olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cazalandırılır.” Burada üzerinde durulması gereken nokta, maddede yer alan ” şikayet üzerine” ibaresidir. Yani 15 yaşını doldurmuş bir kız ile yasa dışı olarak evlenen ( imam nikahı kaydı gibi) kişi, şikayet olmadığı müddetçe ceza almayacaktır. O yaşta bir çocuğun tüm ailesini ve yaşadığı çevreyi karşısına alarak bu evlilik için şikayette bulunması çok az rastlanabilen bir durumdur. Bu nedenle bugün pek çok evlilik , yasa dışı şekillerde henüz 15 yaşında yapılabilmektedir.

Kısacası ülkemizde yasalar 18 yaş altını çocuk olarak kabul etmekle birlikte, 15 yaş evliliğinin cezasını şikayete zorunlu tutmakta ve 16 yaş evliliği için de gerekli şartlar sağlandığında yasal izni vermektedir. Hal böyle olunca 15-19 yaş arası evliliklerin oranının bu kadar yüksek olmasını anlamak da hiç zor değil. Birleşmiş Milletler tarafından 10-19 yaş arası bireyler ergen olarak baul edilir ve Türkiye’deki “ergen annelerin” %90 ı yasal olarak evlidir. Devletin bu konuda yasal düzenlemeleri acil olarak yeniden düzenlemesi gerekmektedir.

Son olarak, toplumun bazı kesimlerinde 15 yaşının altında gerçekleştirilen “sözde evliliklerin” de olduğunu belirtmek gerekir. Genellikle bazı dini uyarlamalara göre yapıldığı düşünülen bu evlilikler, şikayete bağlı olmadan, cezai yaptırımı olan ağır suçlardır.

Çocuk Evliliklerinin Sakıncaları

Öncelikle kabule etmemiz gereken bir gerçeklik var ki, her ne kadar yasal zeminlere oturtulmuş olursa olsun ,18 yaşından önce bir çocuk, henüz ergenlik çağında olan bir çocuktur. Bu yaşlarda kendi öz kimliği, sosyal kimliği gibi oluşumlarının yanı sıra cinsel kimliği de henüz oturmuş değildir. Erken yaşlarda yaşanan cinsel birliktelikler, çocuğa ileriki yaşlarında ruhsal ve fiziksel olarak bazı sıkıntılar yaşatabilmektedir.

Çocuk evlilikleri, çocuğun cinsel istismarıdır!

Henüz sosyal kimliği oturmamış bir çocuk evlendirilerek omuzlarına taşıması zor yükler bindirilmiş olur. Ev işleri, anne olmak, evli bir kadın olmanın getirdiği sorumluluklar bir çocuk için çok fazladır.

Çocuk kendini kocasına hizmet etmek için dünyaya gelmiş hissedip hayata küsebilir. Eğitim hayatı yarıda kalabilir.Toplum ve eşleri tarafından hakları elinden alınmış olan çocukların ne derece mutlu bir evlilik hayatları olabileceği tartışılır.

Çocuk ruhsal olduğu kadar bedensel olarak da gelişimini tamamlayamadan evlendiği için, bu evliliğin fiziksel olarak da olumsuz sonuçlarını yaşar. Pek çok çocuk (sözde)gelin, evliliklerinin ilk yılında 1. çocuklarını dünyaya getirmektedir. Erken yaşta oluşan hamileliklerde çocuğun bebeğin ölüm riski normal hamileliklere göre 3 kat daha fazladır. Bu durum hem bebeğin, hem annenin (çocuğun) sağlığını bozabilir. Daha yediği içtiği kendi vücuduna yaraması gereken gelişim çağındaki bir çocuğun, sağlıklı bir hamilelik geçirmesi mümkün müdür? Bir çocuğun bir bebek dünyaya getirmesi ve yetiştirmesi, nasıl doğru bir uygulama olabilir?

Eğer çocuğun aile zoruyla evlendirilmesi gibi bir durum yoksa, çocuk kendi rızasıyla evlenmek istiyor ve bunun için de yasal zeminler oluşturuluyorsa, öncelikle çocuğun neden bu evliliğe istekli olduğunun üzerinde durulması gerekir. Çocuk evdeki şiddet ortamından mı kaçmak istiyor, aile içi cinsel istismara mı maruz kalıyor, akli dengesi yerinde mi, gibi soruların cevaplarının araştırılması gerekir. Aileler bir çözüm olarak nişanlılık süresini uzatabilir.Evlilik için en az 18 yaşının beklenmesi gerekir.

Bedenen,zihnen ve ruhen gelişimini tamamlamamış bir çocuğun evlenmesi, evlenen çocuk için olduğu kadar, onun dünyaya getireceği çocuklar için de sakıncalıdır. Erken yaşta evlilik çok kapsamlı bir sorundur ve mutlaka devletin caydırıcı yasal düzenlemelerle durumu kontrol altına alması gerekmektedir. Çocuklar ve halk , bu kanayan yara konusunda eğitilmeli, eksikliklerin giderilmesine çalışılmalıdır. Özellikler çocuk evliliklerin sık görüldüğü illerde ve bölgelerde denetimler artırılabilir.

Türkiye’de çocuk evliliklerinin en çok görüldüğü ilk 5 ile baktığımızda sırasıyla;

Kilis

Kars

Ağrı

Muş

Niğde, karşımıza çıkar. Çocuk evliliklerinin en az görüldüğü ilimiz Tunceli olurken, İstanbul da en az görülen 9 il içerisinde yer alır. ( Rize,Trabzon, Artvin,Bolu,İstanbul,Eskişehir,Yalova,Karabük, Bursa) İzmir ise bu çocuk evlilikleri görülen iller sırlamasında 69. sıradadır.

Yorum yazın