26 Haziran Dünya Uyuşturucu Madde Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1987 yılında aldığı kararla, uyuşturucudan arınmış temiz bir toplum hedefine ulaşma ve uluslararası alanda eylem ve işbirliğini güçlendirme konusundaki kararlığını vurgulamak amacıyla, 26 Haziran tarihini “Dünya Uyuşturucu Madde Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü” ilan etmiştir. Tüm ülkelerde toplumları bilinçlendirmek için 26 Haziran tarihinde çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Bu konuda Bodrum’da düzenlenen ilk etkinliğe ev sahipliği yapmaktan onur duyduk.

Bu günün amacı, dünya topluluğunun dikkatinin uyuşturucu sorununa çekilmesini ve tüm halkın uyuşturucu ile mücadele için birleştirilmesidir.
Dünyada her yıl binlerce insan uyuşturucu madde kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor, uyuşturucu madde kullanım yaşı giderek düşüyor, uyuşturucuya yönelik arz her geçen gün artıyor. Derneğimizin uyuşturucu ile mücadele anlamında öncelikli amacı, uyuşturucuyla tanışmanın önüne geçebilmektir. Yani sorun henüz ortaya çıkmamışken, çocuklarımızı gençlerimizi dolayısıyla ülkemizin geleceğini koruyabilmektir.Uyuşturucuyla mücadele anlamında yürüttüğümüz sosyal projeler ve bilinçlendirme çalışmaları dışında, dünyada ve ülkemizde verim alınan tedavi yöntemlerini inceliyoruz.

Türkiye Balkan Rotası olarak adlandırılan, Asya ve Avrupa arasında çift taraflı sürdürülen eroin ve diğer sentetik tabanlı uyuşturucular için hem bir transit ülke hem de bir hedef ülke konumundadır. PKK/KCK terör örgütü, uyuşturucunun bu çift yönlü geçişi üzerinden yılda yaklaşık 1.5 milyar dolar gelir elde etmektedir. Bu gelir terör örgütünün barınma ve silahlanmasında kullanılmaktadır. İşte bu nedenle uyuşturucuyla mücadele, aynı zamanda terörle mücadeledir.

Bizler uyuşturucu madde kullanıcılarını azaltarak, gençlerin uyuşturucuya başlamaması için gerekli önlemli alarak ve toplumsal farkındalığı arttırıcı çalışmalar yürüterek bu mücadelede elimizden geleni yapıyoruz.

Bodrum yarımadasında devlet kurumlarının ve sivil halkın giderek güçlenen işbirliği ile uyuşturucu sorununda çok büyük başarılar sağlayacağımıza olan inancımız tam. Sizler de gelecek nesillere daha güvenli bir dünya bırakabilmek için bu mücadelede yer almak isterseniz;

bizlere numaralı telefon ile, sosyal medya hesaplarımız üzerinden ya da yanindayimdernegi@gmail. com adresine mail atarak ulaşabilirsiniz.
Gelin, daha güzel bir dünyayı birlikte inşa edelim…

Bodrum’da Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında semineri

Bodrum’da Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında seminer gerçekleştirildi.

“Yanındayım Derneği” tarafından Bodrum Ticaret Odası (BODTO) Toplantı Salonu’nda organize edilen seminere Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz, Ak Parti Bodrum İlçe Başkanı Ömer Özmen, İlçe Milli Eğitim Müdürü Emin Geçin, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Nuray Oral ile çeşitli meslek gruplarından vatandaşlar katıldı.

Saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan seminerde konuşan Kaymakam Bekir Yılmaz, şunları dile getirdi:

“Biz ilçemizde bağımlılıkla mücadelede elimizden geleni yapıyoruz. Bu bizim hem toplumsal görevimiz, hem de sorumluluğumuz. İçişleri Bakanlığımız da özellikle bu yıl bu konuda gerçekten ciddi çalışmalar yaptı. Biz de çalıştaylar yaptık. Tabi kamu görevlileri olarak bu çalışmaları yürütürken bir eksikliğimiz vardı; bu konuda bir sivil toplum kuruluşu yoktu. Şükürler olsun Yanındayım Derneği ile de bu eksikliğimiz kapatıldı. Onlara da teşekkür ediyorum, kendilerini takdir ediyorum. Bağımlılıkla mücadelede ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Bugün de böyle bir etkinlikteyiz.”

Ardından kürsüye gelen Yanındayım Derneği Başkanı Buse Tekgül Gümüş, Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü dolayısıyla Bodrum’da ilk defa bir seminer verildiğinin bilgisini vererek şöyle konuştu;

“Biz Bodrum’da 26 Haziran kapsamında düzenlenen ilk seminere ev sahipliği yapmaktan   onur duyuyoruz. Yanındayım Derneği’nden kısaca bahsedecek olursak derneğimiz 1 Aralık 2018’den itibaren çalışmalarına başlamıştır. Uyuşturucu, pedofili ve cinsel suçlar olarak 3 ayrı başlığımız var. Dernek olarak uyuşturucu alanında öncelikli amacımız çocuklarımızın ve gençlerimizin uyuşturucuya bulaşmasına engel olabilmek. Yani sorun ortaya çıkmadan önlemler alabilmek. Bunun için okulda öğretmenlerle, derneklerle, kulüplerle, anne babalarla bir araya geliyoruz, çeşitli projeler üretiyoruz.  Bunların dışında Dünyada ve Türkiye’de alternatif tedavi yöntemlerinin neler olduğunu araştırıyoruz. Aynı zamanda uyuşturucu madde ticareti ile ilgili edindiğimiz her bilgiyi doğrudan ya da dolaylı olarak yetkili birimlere iletiyoruz.”

Gümüş’ün konuşması sonrası Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen kısa film yarışmasında birinci olan “İki Ekmek” adlı kısa film izlendi.

Ardından kürsüye gelen Bodrum Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Hasan Boran Bozdoğan, uyuşturucu madde kullanımı ve kaçakçılığı ile ilgili hukuki süreçler ve cezai yaptırımlar ilgili bir sunum yaptı. Bozdoğan, 2018 ve 2019 yıllarında ilçedeki uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suçları ile ilgili rakamsal bilgiler verdi.

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından hazırlatılan ve Türkiye’yi dolaşarak halkı uyuşturucu madde kullanımı hakkında bilinçlendiren NARKOTIR’ın tanıtım filminin izlenmesiyle devam eden programda, Derneğin Başkan Yardımcısı Sedef Nazan Develi, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile ilgili bir sunum yaptı. Konu ile ilgili Türkiye ve Dünya’dan sayısal verileri katılımcılarla paylaşan Develi, uyuşturucu maddenin zararları ile ilgili de bilgiler aktardı.

Etkinlik, Dernek Başkanı Buse Tekgül Gümüş’ün konuşması ile sona erdi. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 2017 Türkiye Uyuşturucu Raporu ile ilgili konuşan Gümüş, şu ifadelere yer verdi:

“Ülkemizde uyuşturucu (başta eroin olmak üzere) kaçakçılığı yapan suç grupları genellikle İran, Afganistan ve İran’a sınırı olan illerimizde yaşayan vatandaşlar ile Avrupa ülkeleri vatandaşlarından oluşmaktadır. Söz konusu suç grupları organizasyonun deşifresini engellemek amacıyla aynı aileden ya da akrabalık ilişkileri ile birbirlerine bağlanmış şahıslardan teşekkül etmektedir. “Türkiye eroinin Avrupa’ya sevkiyatında transit ülke ve Avrupa’da üretilen sentetik uyuşturucular bakımından da hedef ülke durumundadır. PKK/KCK terör örgütü bu iki kaçakçılıkta da aktif rol oynamaktadır. Bunun haricinde PKK/KCK terör örgütü Kuzey Irakta’ki kamplarda kurduğu imalathanelerde eroin imal etmekte ve ticaretinde aktif olarak rol almaktadır. Örgüt bununla yetinmeyerek Doğu Anadolu Bölgesindeki vatandaşları kenevir ekimi için zorlamakta ve ulusal/uluslararası suç örgütlerinden vergi adı altında topladığı paralarla terör eylemlerini finanse etmektedir. PKK/KCK terör örgütü birçok farklı suç türünden gelir elde etmekte ve yalnızca uyuşturucu kaçakçılığından yılda 1,5 Milyar Dolar gelir sağlamaktadır. Bu gelir örgüt elemanlarının barınma ve silahlandırılmaları için kullanılmaktadır.”

https://kenttv.net/bodrumda-uyusturucu-semineri 

GENÇLERLE GURUR DUYDUK …

Yanındayım Derneği olarak uyuşturucuya karşı başlattığımız mücadelemizde, kişilerle yaptığımız birebir çalışmaların haricinde, çeşitli sosyal sorumluluk projelerini de hayata geçirmeye devam ediyoruz. Bu amaçla doğrultusunda, okullarla, öğrencilerle, anne babalarla, çeşitli kurum ve kuruluşlarla, sivil toplum örgütleri ve aktivistlerle biraraya geliyoruz.

Kitabım Ol projesi, “Gözlerini kapat ve kalbini aç” sloganıyla yola çıktığımız bir kitap okuma çalışmasıdır. 7 liseden 50 öğrenci ile başladığımız bu projede, her öğrencimiz birer kitap seslendirdi ve oluşturulan kitap kayıtları Türkiye Görme Engelliler Derneği’ne teslim edildi.

Amacımız, genç arkadaşlarımız çıkar gözetmeksizin toplum yararına birşey yapmayı deneyimlemeleri, takdir edilmenin ve faydalı bir iş yapmanın sevincini yaşamaları, görme engelli arkadaşları ile empati kurabilmeleri ve kendi sağlıklarına dikkat etmelerinin bilincine varmalarıydı.

6 Mayıs 2019 tarihinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile gerçekleştirdiğimiz törende, öğrencilere teşekkür sertifikaları ve ödül olarak da sinema biletleri verildi. Törende söz alan öğrencilerin konuşmalarından birkaç cümleyi sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyoruz;

“…Hepimiz lise öğrencisiyiz, 15 – 16 yaşındayız. Ama bu proje sayesinde birilerinin hayatına dokunabildiğimizi farkettik. Gerçekten işe yarar bir şey yaptığınızı gördüğünüzde , her şeyi daha farklı algılamaya başlıyorsunuz…”

“…Bizim bugün göz olduğumuz insanlar, belki de yarın bize kulak olurlar. Bu dayanışma sonsuzdur, bu dayanışma bizi eksiksiz kılar. Bir yerlerde, bizler gibi dayanışma içinde olan ve bize insan olduğumuzu hatırlatan herkese çok teşekkür ederim…”

“…Biz hiç tanımadığımız insanlar bir şeyler yaptık. Umarım bunu diğer arkadaşlarımız da yapar. Bu projenin daha da büyümesi isteriz. Yanındayım Derneği’ne çok teşekkür ederim.”

Bunlar çocuklarımızın duygu yüklü konuşmalarının sadece küçük bir bölümü. Gençlerimiz bizi onurlandırdı, gururlandırdı, gelecek için umut dolduk hepimiz…

Kitabım Ol projesi gelecek okul döneminden itibaren Bodrum’da bulunan her lisede uygulanmaya devam edecek. Bu çalışmayı her yıl tekrarlanan bir gelenek haline getirmek istiyoruz.

Bizlere destek olan Bodrum Kaymakamlığı’na , Bodrum Belediyesi’ne ve Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başta olmak üzere, tüm öğretmenlerimize ve geleceğimizin teminatı olan pırıl pırıl gençlerimize yürekten teşekkür ediyoruz

Kent haber : https://kenttv.net/gorme-engelliler-icin-kitap-seslendirdiler

Bodrum haber : https://bodrumhaber.com/gorme-engelliler-icin-kitap-seslendirdiler/

EVLİLİK AFFI YASA TASARISI

2016 yılında gündeme gelen evlilik affı, toplumun büyük tepkisine yol açmış ve tasarı geri çekilmişti. Peki seçimlerin yaklaştığı bugünlerde tekrar gündeme gelen “evlilik affı” nedir?

Detaylara girmeden önce şunu belirtmek isterim ki, bu tasarının amacı “gerçekten” zarar gören aile birliklerini korumak olsa dahi, işleyişte bir sıkıntı olacağı görüşündeyim. Çünkü net çizgilerle ayrılması gereken çok önemli hususlara dair sorularımızın cevaplarını, hazırlanan tasarının içeriğinde bulamıyoruz ne yazık ki…

Evlilik affı getirilmesi fikrine zemin hazırlayan birtakım nedenler öne sürülüyor. 18 yaşından önce evlenerek çoluğa çocuğa karışan ailelerin, babanın hapse girmesiyle, tecavüzcü damgası yemesiyle dağılması, kadının dışarda çocuklarını tek başına büyütmek zorunda kalması gibi… Tabii ki hiçbir STK, hiçbir aktivist, toplumda aklı başında olan hiç kimse, gerçekten kurulu bir düzeni olan ve mutlu bir yuvayı yıkmak istemez. Öte yandan, aile baskısı, namusun temizlenmesi, başlık parası (evet,hala…) , evde bir boğazın eksilmesi gibi nedenlerle, rızası “zorla” alınarak evlendirilen çocuklarımızın da ,mutlu bir yaşam sürme hakkı olduğunu görmezden gelemeyiz.

Peki bu iki yaka nasıl bir araya gelir? Bu iki sorunun çözümü gerçekten aynı yasada olabilir mi? Belki mümkündür, ama ben, imzaladığımız uluslararası sözleşmelerle bile çelişen bir medeni kanunumuz varken ve henüz bu bile düzenlenememişken, kimseyi mağdur etmeyecek bir af getirilebileceğine inanmıyorum.

Ya gençlik hatası yapıp erkenden evlenen ve sonra yuvası dağılanlar mağdur olacak, ya da zorla evlendirilenler… Böyle bir ayrımda, hangimiz bir seçim yapabilir? Hangimizin seçimine doğru ya da yanlış denilebilir?

Öyleyse ne yapılmalı?

Hükümetin erken evliliklere verilen cezadan dolayı, mutlu giden aile yaşantısı bozulan insanlara yardım etme isteğine hak veriyoruz diyelim. “Tek suçumuz sevmek mağdur kadınlar platformu” üyelerinin yazdıklarını okuyunca, gerçekten o insanlar için üzüldüm ve sorunlarına bir çare getirilmesine yönelik her çalışmayı destekleyebilirim. Fakat en azından, bu duruma bir sınır getirilmeli.

Bu affın sadece 1 kereye mahsus yapılacağı, bundan sonra yapılan hiçbir 18 yaş altı evlilikte böyle bir affın olmayacağı, toplumun istisnasız her kesimine, her mecradan duyurulmalıdır diye düşünüyorum. “Birbirimizi sevdik, düğün yaptık evlendik, suç olduğunu bilmiyorduk.” diyenlerin de, bir daha gözünün yaşına bakılmamalı… Bu mantıkla gidecek olursak, çocuğu hasta olduğu için ilaç çalan bir insanın, çocuğunu okula göndermeyen bir anne babanın ya da daha az vergi ödemek için fazla gider gösteren işletmecinin, ” suç olduğunu bilmiyordum” demesini de hoşgörmemiz gerekir.

Bu affın tasarısına zemin hazırlayan diğer bir sebep olarak, Roman ailelerinden gelen yoğun talepler gösteriliyor. Gelir düzeyi düşük olan ailelerde, evde bir boğaz eksilmesi nedeniyle kız çocuklarının erken evlendirilmesi hepimizin bildiği bir gerçek. Her ne sebeple olursa olsun, kültürlerinde bu var diye, erken evliliklerine onay vermek doğru mudur sizce? Yapılması gereken çözüm bu mudur, yoksa Roman ailelerin erken evliliklerin sakıncaları konusunda bilgilendirilmesi mi daha doğru olur?

Çocuklar babasız büyüsün, erkekler hapiste çürüsün, kadınlar dışarıda tek başına hayat mücadelesi versin demiyoruz. Önceden yapılmış olan bu hatalarda, gerçekten iki tarafında da rızası varsa, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının ekipleri, psikologları, sosyologları, yapacakları incelemelerde bunu kolayca görebilirler. Eğer bu kadar tartışmalı bir af yürürlüğe girecekse, o zaman bu kadar kapsamlı bir çalışmanın da göğüslenilmesi gerekir. Gerçekten mağdur olan aile birliklerine bu af getirilmeli, ve bir daha böyle bir affın asla tekrarlanmayacağı topluma işlenmelidir.

Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne… Kız çocuğu büyüyünce başa bela olur düşüncesi, dinen caizdir inancı, başlık parası isteği, bir boğaz eksilsin derdi, namusu kirlendi başka kimse almaz bari tecavüzcüsüne verelim vahşeti… Evliliğe rıza göstermediği için intihar süsü verilip öldürülen kız çocukları… Yakın tarihimizin gerçekleri!

Burada milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, durumu çok güzel özetlediği şu sözlere yer vermek gerekir: “İstismarın ‘bir defası’, ‘bilmiyordumu’, ‘rızası’, ‘sevgisi’ olmaz. Yasa eliyle istismarı bir defalığına affetmek 13 yaşında tecavüze uğrayan, nikahsız yaşamaya zorlanan, daha sonra kayınpederi tarafından, başka erkekle konuşuyor diye öldürülen minik Hilal’leri, evlendirildiğinde 12, çocuk doğurduğunda 13, öldürüldüğünde 14 yaşında olan Kader’leri çoğaltır”.

Cebir, tehdit, tecavüz zoruyla evlendirilenlerin bu aftan yararlanamayacağını okuyoruz. İyi ama, belki o kızcağızım söyleyemedi ki rızası olmadığını… Ölmekten korktu, dayaktan korktu, annesine kardeşlerine bir şey yapılmasından korktu, öyle kabullendi.

Bakın bu bir vahşettir, bu bir insanlık suçudur… Tecavüzcüsüyle evlenmeye zorlanan, namusu bu şekilde temizlenen , cinsel şiddet gören,fiziksel şiddet gören, korkutulan sindirilen bir kız çocuğunun özgür ve mutlu yaşama hakkını sildiniz hadi, peki onun yetiştireceği çocukların gelecekteki topluma zararı dokunacağı gerçeğini nasıl görmezden geleceksiniz? Çığ gibi büyüyecek bir sorunla, aslında kendi bacağımıza sıkmış olmayacak mıyız?

Evlilik içi tecavüzün bile, bir suç olduğunun bilinmediği, cezai uygulamasına dair hiçbir örneğin olmadığı hukuk sistemimizde, böyle bir affın layığıyla yürürlüğe konulabileceğine inanmamakla birlikte;

– Bir hata ederek erken yaşta evlendiği için yuvası dağılan mağdurların, çok iyi irdelenip karşılıklı rızaların tesbitiyle affedilmesine,

– Bu affın sadece 1 kere yapılacağına ve bundan sonraki her 18 yaş altı evliliğin cezaya tabi tutulacağına ( Aile izniyle yapılan 17 yaş evlilikler ayrı bir sorunun içeriği…)

– Rıza göstermeye zorlananarak evlenen kişilerin, yaptırımı kadını zor durumda bırakmayacak, kocasının ya da ailesinin şiddetine maruz bırakılmayacak şekilde, bu evlilikten kurtarılmasına ( aftan muaf tutulmasına demiyorum, bu evlilikten tamamen kurtarılmasına)

– Toplumda erken evliliğin kültür sayıldığı, normal karşılandığı kesimlerin acilen bilgilendirilmesine,

– Evli olmanın, düğün yapmanın, çocuk doğurmanın, aile birliği kavramından söz edilmesi için yeterli olmadığının idrağına,

– Hapishanelerde yer açmak için, gerçek suçsuzların serbest bırakılmasına,

ihtiyaç vardır.

Kısaca; bu affın çok iyi araştırmalar sonucunda, sadece gerçekten aile birliği zarar gören kişilere getirilmesi, bundan sonraki süreçte de , erken evliliğin bir suç olduğu konusunda toplumun bilgilendirilmesine çalışılması,

bu affın olası istismarların önünü açmaması için, çok katı ve net olarak bundan sonra böyle bir affın olmayacağı ve hatta cezaların da arttırılacağının duyurulması taraftarıyım.

Her mağdurun menfaatine bir çalışma olabilmesini dilerim.
Saygı ve sevgilerimle,

Buse Tekgül GÜMÜŞ
Yanındayım Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı

BODEB 2019 Projeleri

Bodrum’daki derneklerin birbirleriyle iletişimi sağlayarak ilçe için yararlı projeler üretmek amacıyla oluşturulan Bodrum Dernek Başkanları Platformu (BODEB), 5 ana proje belirledi. Dün yapılan toplantı ile 5 ana projenin görev dağılımı yapıldı.

Oasis AVM Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya ilçedeki çeşitli derneklerin başkanları katıldı. Toplantıda derneklerden gelen fikirler doğrultusunda oluşturulan 5 ana projenin sunumu yapılıp görev dağılımları gerçekleştirildi. Sunumu yapan Yanındayım Derneği Başkanı ve BODEB Çalışma Grubu Komite Üyesi Buse Tekgül Gümüş, hazırlanan ‘Bodrum’a Hoşgeldiniz Tabelası’, ‘BODEB Hatıra Ormanı ve Karbon Ayak İzi Silinmesi’, ‘Seyir Terası’, ‘Kıyı Temizliği’ ve ‘Eğitim Zirvesi’ projeleri hakkına detaylı bilgiler aktardı.

Toplantı hakkında Kent Haber’e konuşan Buse Tekgül Gümüş, “BODEB Bodrum Dernek Başkanları Platformu olarak kuruldu. Bu bizim 4’üncü toplantımız. BODEB’in amacı ilçedeki STK’ları, dernekleri bir amaç etrafında bir araya getirerek projelerimizi gerçekleştirebilmek. Bu toplantımızda dernek başkanlarımızdan gelen ve tüm Bodrum halkını ilgilendiren projeleri tartışacağız. Oluşturduğumuz formlarla gelen fikirler doğrultusunda 5 ana projeyi belirledik. Bugünkü toplantımızda bu 5 projenin de görev dağılımını yapıyoruz” dedi.

5 ana projenin neler olduğundan da bahseden Gümüş, şu bilgileri verdi:

“İlki ‘Bodrum’a Hoşgeldiniz Tabelası’ olacak. İlçeye gelen turistleri karşılayan güzel bir tabela yapmak, yaptırmak istiyoruz. İkincisi ‘BODEB Hatıra Ormanı ve Karbon Ayak İzi Silinmesi Projesi’ olacak. BODEB Hatıra Ormanı adıyla ilçeye güzel bir orman kazandırmaya çalışacağız. Üçüncüsü Antik Tiyatro önüne ‘Seyir Terası’ yapılması. Antik Tiyatro’nun önünden geçerken hepimiz görmüşüzdür, orada fotoğraf çektirmek isteyen insanlar oluyor. Akan trafiğin yanında ve çöplerin etrafında, insanlar fotoğraf çektirmeye çalışıyor. O kısma belki şeffaf ya da ahşap bir seyir terası yapılabilir. Oradaki trafik akışını engellemeyecek şekilde güzel bir teras yapma fikrimiz var. Dördüncüsü bir ‘Kıyı Temizliği Projesi’. Bu anlamda daha önce yapılan güzel çalışmalar var. Ama bizim istediğimiz biraz daha kapsamlı bir çalışma olması. Örneğin, 7 noktada halkla ve STK üyeleri ile birlikte eşzamanlı olarak başlanıp dronelarla görüntülenen bir çalışma yapılması. Havadan yapılan bu çekimler sosyal medyada ve haber bültenlerinde paylaşılacak. Vermek istediğimiz asıl mesaj şu; Bodrum halkı denizlerine sahip çıkıyor. Turizm sezonu açılmadan önce bu projeyi gerçekleştirebilirsek Bodrum için çok faydalı olacağını düşünüyorum. Beşinci proje de ‘Eğitim Zirvesi’. Dernek başkanlarımızdan gelen fikirler doğrultusunda böyle bir ihtiyacın olduğunu gördük. Çünkü biri turizm eğitimleri olmasını istedi. Diğeri teknoloji eğitimleri olmasını istedi. Farklı farklı eğitim ihtiyaçları ortaya çıktı  ve ‘Eğitim Zirvesi’ başlığıyla bir haftalık veya 10 günlük bir süre zarfı için halka, derneklere ücretsiz verilecek eğitimler organize edilmesini planladık. Eğer başarılı olabilirsek bunu her sene gerçekleştirmeyi istiyoruz ve belki bu projeyle Bodrum’a bir kongre merkezi dahi kazandırabiliriz.”  dedi.

Bodrum Kent Haber

https://kenttv.net/haber.php?id=44643

4 SENE SONRA GELEN BERAAT

15 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

Çocuk gelişimi uzmanı ve butik işletmecisi, 2 çocuk annesi N.P. (35),kafeterya işleten eski eşi H.K. (44) hakkında, 2013 yılında, 3.5 yaşındaki kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla polis ve savcılığa suç duyurusunda bulundu. N.P., ardından açtığı boşanma davasıyla H.K.’den boşandı. H.K. hakkında, öz kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla ilgili Bodrum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 3 yıl sonra dava açıldı. H.K.’nin 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın 7’inci duruşması   yapıldı.

DERNEK TEMSİLCİLERİ DE İZLEDİ

Duruşmaya, tutuksuz sanık H.K., avukatları Mehmet Güner, Esma Irmak Başol ile H.K.’nin eski eşi N.P., onun avukatları Tuğba Özden Tosun ve Özge Günay, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili avukat Arda Ersoy ile Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) vekili avutkat Meltem Anayaroğlu katıldı. Duruşmayı sanık H.K. ve eski eşi N.P.’nin yakınları ile Bodrum Kadın Dayanışma Derneği ve Yanındayım Derneği üyeleri izledi.

‘BANA İFTİRA ATILMIŞTIR’

DHA’nın haberine göre duruşmaya, sanık H.K.’nin avukatlarının esas hakkındaki savunmasını içeren dilekçenin okunup, dosyaya konulmasıyla başlandı. Sanık H.K.’nin, savcının mütalaasına karşı diyecekleri soruldu. Bunun üzerine H.K.’nin avukatı Mehmet Güner, yazılı savunmalarını tekrar ettiklerini belirtip, müvekkilinin beraatini istedi. Son sözü sorulan sanık H.K. ise “O çocuklar benim çocuklarımdır. Doğduğu günden beri seviyorum. Çocuğumu görmeye gittiğimde, bana 15 kişi saldırdı. Yüzümde halen izi durmaktadır. Bana iftira atılmıştır. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum” diye konuştu.

MAHKEME BERAATİNE KARAR VERDİ

Tarafların son sözlerinin dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti, kararını açıklayıp, sanık H.K.’nin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf yolu açık olmak üzere beraatine karar verdi.

Adliye çıkışı açıklama yapan H.K., “Bana en başından beri iftira atılmıştı. Hak yerini buldu” dedi. H.K.’nin yakınları da adaletin yerini bulduğunu savundu. Sanık avukatı Mehmet Güner ise “Öncelikle sanık olarak 1 yılı aşkın süredir her türlü yargısız infaz ve her türlü saldırıya karşı dimdik duran müvekkilim H.K.’yi tebrik etmek ve ‘Geçmiş olsun’ demek gerekiyor. Hukukçu olarak gücümüz yettiğince kendisinin haklarını savunmaya çalıştık. Ancak davanın ağırlığı, kamuoyunun baskısı, üstüne üstlük davada birtakım hukuk dışı davranışlar nedeniyle bazı zorluklar yaşadık. Ancak inancımız odur ki hukukun konuşması her zaman susmasından daha iyidir. Biz, şimdiye kadar hiçbir açıklama yapmadık. Dedik ki önce mahkeme konuşsun. Önce hukuk konuşsun sonra biz konuşalım. Hakkaniyete uygun bir karar çıktı. Biz bu kararın itiraz ve istinaf süreçlerinde de aynı şekilde değişmeyeceğine inanıyoruz. Bu anlamda yargısız infaz yapılması hukuksal anlamda bir cinayettir. Bu davada her ne kadar beraat kararı almış olsak da sanığın fazlasıyla mağdur edildiğini ve zarar gördüğünü düşünüyoruz. Lütfen, bu konuda medya ve kamuoyu oluşturan diğer dernekler daha titiz davransınlar. Yargısız infazlardan lütfen uzak duralım. Hukuk bugün Halil için var, yarın hepimiz için var” dedi.

‘İDDİAYI ORTAYA ATAN TEYZEDE KRONİK HEZEYAN TEŞHİSİ VAR’

Cinsel taciz iddiasını teyze S.P.’nin ortaya attığını kaydeden avukat Güner, kadında kronik hezeyan olduğunu mahkemeye delil olarak sunduklarını söyledi. Güner, “Bu davanın asıl senaryosunu oluşturan kronik hezeyan rahatsızlığı teşhisi bulunan ve bununla ilgili delili mahkemeye sunduğumuz S.P.’nin anlatımları üzerine kuruludur. Dolayısıyla bu rahatsızlığın belirlenmesiyle bu anlatılanlar mahkeme tarafından samimi ve inandırıcı bulunmadı. Başka iddialarının da aynı rahatsızlığının etkisiyle olumsuz şekilde sonuçlandığının belgelerini de sunduk. Dolayısıyla biz sağlıklı olmayan bir beyan ve belgeler üzerine açılan davanın bu şekilde adil sonuçlandığı kanaatindeyiz” diye konuştu.

‘BUNLAR ÇOK BIÇAK SIRTI KONULOR’

Davayı izleyen Yanındayım Derneği Başkanı Buse Tekgül Gümüş ise mahkemeden adil karar çıktığını düşündüklerini ve bu süreçte en büyük mağduriyeti çocuğun yaşadığını savunarak, şunları söyledi: “Yaşanan süreçte bizim ilgilendiğimiz tek şey, çocuk cinsel istismara uğradıysa bunun cezalandırılması veya bu bir iftiraysa çocuğun dava surecinde uğradığı psikolojik istismarın sonlandırılmasıydı. Yaşanan süreçte ne annenin ne de babanın tarafını tuttuk. Bunlar çok bıçak sırtı konular. Bizler sadece adaletli bir karar çıkmasını isteyebiliriz. Bugün verilen kararı da adil buluyoruz. Fakat kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçek var ki bu süreçte bir çocuk mağdur oldu. 4 sene süren davada büyük bir psikolojik şiddet yaşandı aslında. Bundan sonra çocuğun sağlıklı bir ortamda büyümesi için de gereken tedbirlerin alınacağına inanıyoruz ve bu konunun takipçisi olacağız.”

KİTABIM OL PROJESİ

Yanındayım Derneği ve Göztepe Spor Kulübü işbirliğiyle, görme engelli vatandaşlarımız için “Kitabım Ol” başlıklı bir sosyal sorumluluk projesi başlatıldı. “Gözlerini Kapat, Kalbini Aç” sloganıyla yola çıkan proje, öğrencilerin ve anne babaların büyük ilgisiyle karşılandı.

Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün de destek verdiği proje için, İlçe Müdürü Emin Geçin, Yanındayım Derneği Başkan Yardımcısı Sedef Nazan Develi ve Göztepe Spor Kulübü Muğla İl Temsilcisi Emrah Çatak tarafından bir protokol imzalandı.

İmzalanan protokolle yürürlüğe giren proje ile ilgili konuşan İlçe Milli Eğitim Müdürü Emin Geçin, “Lise öğrencileri tarafından seslendirilecek MEB onaylı edebi eserlerin görme engellilerin sesli kitap arşivine kazandırılmasını; gençlerimizin zararlı alışkanlıklardan uzaklaşarak kitap okuma alışkanlığı edinmelerinin amaçlandığını” belirterek “Hayırlı olsun” dedi.
Yanındayım Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Buse Tekgül Gümüş düşüncelerini şöyle ifade etti: “Bizim öncelikli amaçlarımızdan biri, çocuklarımızı ve gençlerimizi faydalı işlere yönlendirmek. Bu projede de lise öğrencilerimiz ve Göztepe Spor Klubü öğrencilerimiz, görme engelli vatandaşlarımız için birer kitap okuyacaklar. Okunan kitapların sesli kayıtları, Türkiye Görme Engelliler Derneği Muğla Şubesi’ne teslim edilecek. Pek çok gencimiz bu çalışmayı duyar duymaz gönüllü oldular bile… Ve biz bir kez daha gördük ki, aslında gençlerimiz pek çok yetişkinden daha duyarlı olabiliyor. Kitap okumayı sevmez diye düşündüğünüz bir genç bile, 10 yaşındaki görme engelli kardeşi için, içinden gelerek bir kitap okuyor. Bizim gençlerimize güvenimiz tam. Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Göztepe Spor Klubü ile birlikte böyle bir çalışma başlatmış olmaktan dolayı çok mutluyuz. Katılan tüm genç arkadaşlarımıza şimdiden teşekkür ederiz.”

1 ARALIK YANINDAYIM PANELİ

Bu haberi  bodrumca.com internet sitesi ile de görüntüleyebilirsiniz. 

Uyuşturucu, pedofili ve cinsel suçlarla mücadele ederek ve bu konularda mağdur olanlara psikolojik, tıbbi, hukuki ve sosyal destek vermeyi amaçlayan “Yanındayım Derneği”, tanıtım toplantısını yaptı.

Konacık Mahallesindeki Doğa Koleji Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz, İlçe Milli Eğitimi Müdürü Emin Geçin, CHP’den Bodrum Belediye Başkan Aday Adayı Ahmet Aras, emniyet ve jandarma personeli, çeşitli STK’ların başkan ve üyeleri, öğretmenler ve vatandaşlar katıldı.

Saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşının okunmasının ardından derneğin hazırladığı kısa film izlendi. Ardından toplantının açılış konuşmasını yapan Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz, geçen Perşembe günü yaşanan sel baskınları dolayısıyla Bodrum’da yaşayan herkese geçmiş olsun dileklerinde bulunarak sözlerine başladı. Yılmaz, madde bağımlılığı, cinsel suçların önemli toplumsal sorunlar olduğunu söyledi. Kaymakam Bekir Yılmaz, “Madde bağımlılığı ile ilgili kolluk birimlerimiz, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz, İlçe Sağlık Müdürlüğümüzle beraber mücadele ediyoruz. Bodrum’daki tek eksiğimiz bu konularda bize destek olacak, bizimle beraber hareket edecek bir STK’nın olmayışıydı. Arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. “Yanındayım Derneği” bu boşluğu doldurdu. Biz devlet olarak tüm kurumlarımızla bu konuda her türlü mücadeleyi yapmak zorundayız ama bazı şeyler var ki STK’ların yapması, vatandaşlarımızın kendi istekleriyle gönüllü olarak yapması çok daha farklı ve anlamlı oluyor. “Yanındayım Derneği”nin temsilcisi arkadaşları burada tebrik ediyorum. Bu mücadelemizde bizimle birlikte hareket ettikleri için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Derneğin Kurucu Başkanı Buse Tekgül Gümüş, derneğin amaçları hakkında bilgiler aktardığı konuşmasında şunları dile getirdi:

“Derneğimiz 2018 Mart ayında kuruldu. Dernek üyelerimiz arasında farklı farklı meslek gruplarından insanlar var. Bizim öncelikli amacımız bu konularda mağduriyet yaşayan insanlara, onların ailelerine gönüllü psikologlarımız ve avukatlarımızın da desteğiyle hukuki, tıbbi ve psikolojik anlamda destek olabilmek. Bu konularda toplumsal bir farkındalık oluşturabilmek. Bilinç düzeyini arttırmayı hedefliyoruz. Her gün televizyonu açtığımız zaman uyuşturucu veya cinsel suçlarla ilgili en az bir habere denk geliyoruz. Bu sadece bizim ülkemizin değil, tüm Dünyanın ortak sorunu haline gelen ve göz ardı edemeyeceğimiz gerçekler. Biz “Yanındayım Derneği” olarak bu konularda mücadele etmeye gönüllüyüz. Gelin, çocuklarımız gençlerimiz için, sağlıklı bir toplum yapısı için birlikte hareket edelim.”

Buse Tekgül Gümüş’ün konuşması sonrası uyuşturucu bağımlılarının yaşadıkları sıkıntıları gösteren kısa bir film izlendi.

Muğla Narkotik Suçlarla Mücadele Müdürlüğünden Başpolis Murat Kılıç ise derneğin hayata geçmesinde emekleri olan herkese teşekkür etti. Uyuşturucu maddeler ile ilgili katılımcılara detaylı bilgiler aktaran Kılıç, “Uyuşturucu maddeler ham maddelerine göre doğal ve sentetik olmak üzere 2’ye, etki şekline göre merkezi sinir sistemini yavaşlatanlar, merkezi sinir sistemini uyaranlar ve halisinojen uyaranlar olarak 3’e ayrılır. İnsan vücuduna girdikten sonra sonra bağımlılık yapan, fiziki ve psikolojik olarak olumsuz etkilere neden olan, toplumsal ve ekonomik çöküntülere neden olan, kanunlarca da taşınması, bulundurulması, kullanılması, ticaretinin yapılması yasak olan maddelere narkotik maddeler diyoruz” dedi.

Kılıç, uyuşturucu maddeyi kullanıp bağımlı hale gelenlerin iş işten geçmeden tedavi olanaklarına yönelmesi gerektiğini söyledi.

Toplantı, alanında uzman kişilerin uyuşturucu, pedofili ve cinsel suçlarla ilgili yaptığı konuşmalarla devam etti.

1 ARALIK YANINDAYIM PANELİ

Bu habere  kent tv internet sitesinden ve ayrıca Youtube kanalından da ulabilirsiniz.

Uyuşturucu, pedofili ve cinsel suçlarla mücadele ederek ve bu konularda mağdur olanlara psikolojik, tıbbi, hukuki ve sosyal destek vermeyi amaçlayan “Yanındayım Derneği”, tanıtım toplantısını yaptı.

Konacık Mahallesindeki Doğa Koleji Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz, İlçe Milli Eğitimi Müdürü Emin Geçin, CHP’den Bodrum Belediye Başkan Aday Adayı Ahmet Aras, emniyet ve jandarma personeli, çeşitli STK’ların başkan ve üyeleri, öğretmenler ve vatandaşlar katıldı.

Saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşının okunmasının ardından derneğin hazırladığı kısa film izlendi. Ardından toplantının açılış konuşmasını yapan Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz, geçen Perşembe günü yaşanan sel baskınları dolayısıyla Bodrum’da yaşayan herkese geçmiş olsun dileklerinde bulunarak sözlerine başladı. Yılmaz, madde bağımlılığı, cinsel suçların önemli toplumsal sorunlar olduğunu söyledi. Kaymakam Bekir Yılmaz, “Madde bağımlılığı ile ilgili kolluk birimlerimiz, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz, İlçe Sağlık Müdürlüğümüzle beraber mücadele ediyoruz. Bodrum’daki tek eksiğimiz bu konularda bize destek olacak, bizimle beraber hareket edecek bir STK’nın olmayışıydı. Arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. “Yanındayım Derneği” bu boşluğu doldurdu. Biz devlet olarak tüm kurumlarımızla bu konuda her türlü mücadeleyi yapmak zorundayız ama bazı şeyler var ki STK’ların yapması, vatandaşlarımızın kendi istekleriyle gönüllü olarak yapması çok daha farklı ve anlamlı oluyor. “Yanındayım Derneği”nin temsilcisi arkadaşları burada tebrik ediyorum. Bu mücadelemizde bizimle birlikte hareket ettikleri için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Derneğin Kurucu Başkanı Buse Tekgül Gümüş, derneğin amaçları hakkında bilgiler aktardığı konuşmasında şunları dile getirdi:

“Derneğimiz 2018 Mart ayında kuruldu. Dernek üyelerimiz arasında farklı farklı meslek gruplarından insanlar var. Bizim öncelikli amacımız bu konularda mağduriyet yaşayan insanlara, onların ailelerine gönüllü psikologlarımız ve avukatlarımızın da desteğiyle hukuki, tıbbi ve psikolojik anlamda destek olabilmek. Bu konularda toplumsal bir farkındalık oluşturabilmek. Bilinç düzeyini arttırmayı hedefliyoruz. Her gün televizyonu açtığımız zaman uyuşturucu veya cinsel suçlarla ilgili en az bir habere denk geliyoruz. Bu sadece bizim ülkemizin değil, tüm Dünyanın ortak sorunu haline gelen ve göz ardı edemeyeceğimiz gerçekler. Biz “Yanındayım Derneği” olarak bu konularda mücadele etmeye gönüllüyüz. Gelin, çocuklarımız gençlerimiz için, sağlıklı bir toplum yapısı için birlikte hareket edelim.”

Buse Tekgül Gümüş’ün konuşması sonrası uyuşturucu bağımlılarının yaşadıkları sıkıntıları gösteren kısa bir film izlendi.

Muğla Narkotik Suçlarla Mücadele Müdürlüğünden Başpolis Murat Kılıç ise derneğin hayata geçmesinde emekleri olan herkese teşekkür etti. Uyuşturucu maddeler ile ilgili katılımcılara detaylı bilgiler aktaran Kılıç, “Uyuşturucu maddeler ham maddelerine göre doğal ve sentetik olmak üzere 2’ye, etki şekline göre merkezi sinir sistemini yavaşlatanlar, merkezi sinir sistemini uyaranlar ve halisinojen uyaranlar olarak 3’e ayrılır. İnsan vücuduna girdikten sonra sonra bağımlılık yapan, fiziki ve psikolojik olarak olumsuz etkilere neden olan, toplumsal ve ekonomik çöküntülere neden olan, kanunlarca da taşınması, bulundurulması, kullanılması, ticaretinin yapılması yasak olan maddelere narkotik maddeler diyoruz” dedi.

Kılıç, uyuşturucu maddeyi kullanıp bağımlı hale gelenlerin iş işten geçmeden tedavi olanaklarına yönelmesi gerektiğini söyledi.

Toplantı, alanında uzman kişilerin uyuşturucu, pedofili ve cinsel suçlarla ilgili yaptığı konuşmalarla devam etti.

CİNSEL SUÇLAR DNA’YI DEĞİŞTİREBİLİR

DNA üzerinde yapılan çalışmalar insanlığa yeni bilgiler sunmaya devam ediyor… Harvard Üviversitesi’nin yayınladığı bir çalışmaya göre, cinsel tacize uğrayan insanlar, bu travmayı genleriyle birlikte doğacak çocuklarına aktarabiliyor.

Araştırmada 22’si cinsel taciz mağduru olan toplam 34 erkeğin spermleri üzerinde çalışıldı. Tacize uğrayan erkeklerin DNA’larında 12 bölgede metilasyon kısalması görüldü. Kısaca, bu kişilerin genetik kodlarında belirgin kimyasal farklılıklar meydana gelmişti.                                                                                             

Henüz başlangıç aşamasında olduğu belirtilen araştırmada, fareler üzerinde yapılan deneylerde de, sperm hücresi metilasyonunun yavru farelerde de görüldüğü ortaya çıktı. Araştırma ekibinde yer alan Dr. Gladish bu durumu, ” Genleri ampüller olarak düşünelim. DNA metilasyonu, her ışığın ne kadar güçlü olacağını belirleyen ve dolayısıyla hücrelerin nasıl fonksiyon göstereceğini etkileyen bir ışık kısıcı cihaz gibidir.” şeklinde açıkladı.

Anne babaların yaşadığı travma ve stres bozukluklarının çocukları da bir şekilde etkilediği biliniyordu. DNA üzerinde yapılan bu kapsamlı araştırmalar, cinsel taciz sonrası travmaların etki düzeyi hakkında bizlere daha çok bilgi verebilecek. Ayrıca yapılacak DNA testleriyle travma yaratan durumun ne zaman meydana geldiğinin de saptanabileceği tahmin ediliyor.